11 Aralık 2010 Cumartesi

Sonbahar


Tüm dünya yusuf için ağıt yakmış ağlarken. Yaylada içilen içkiler, otel odalarındaki rus kadınlar, yollar dereler kıvrılmış sonsuza akan. Karga konar, kurt ulurda ciğerlere bir hal olursa her şey mümkün, her dil anlamlı. alet bozuldu şansa bak.


Okunmuş rus romanlarından fırlamış kasvetli da im yusuf orti.


"her daim düşleri peşinde koşan sabırsızlık zamanının güzel çocuklarına.."

4 Aralık 2010 Cumartesi

Romero


Ne siz ne de onlar,

Arsenikli dna temyize gitmişti ben o gün evde kalmıştım. hava kapalıydı, ılık bir rüzgar tenimde gezindiğinden, rüzgar aralık pencereden habersiz girdiğinden ürkmüştüm. ya zombi olursamdı ya yol hikayem yarıda kalırsaydı ya çıkamasaydım yolculuğa? bu işte gerçekten fena olurdu.
ne siz, ne onlar hiç bir şey anlayamazdınız ne hissettiğimi bilemediğinizden. nasıl hazırlandım duymadığınızdan.

İşte tüm bunlar olurken tam da yolculuk başlayacakken ısırılıp gözlerim kan çanağına dönerse, tenim beyaz, çıkardığım sesler birşeye benzemezse, beceriksizleşirsem, tek istediğim emmek, kansa özlediğim, bir hayatı birçok hayatı mahvetmekse derdim ne kötü olurdu. ben o halde iken Gilbert bitiremediği bir portremi yapmaya koyulsa, ne olursa olsun en sonu kötünün iyisi olurdu.

24 Kasım 2010 Çarşamba

16 Ekim 2010 Cumartesi

%99,5

Giren çıkanlar, girip çıkanlar, bir girince çıkmayanlar, girince çıkartılamayanlar, bir girip bir çıkanlar, girip girip çıkanlar.

şimdi..

5 Eylül 2010 Pazar

4 Ağustos 2010 Çarşamba

gugli gugli gugli!


Oturuyorum havuz kenarında kendimce eğlenicem fakat bangır bangır serdar ortaç ve her defasında aynı şarkının anlamlandıramadığım yeri. her şey mi bu kadar anlamsız olmalı, ben orda ayırıp manalandırdığım zamanımda bile boş bırakılmıyorum. şurdan burdan dört bir tarafımdan bombardımana tutulduğum hayatımın bu aralarından kulağıma giren söz konusu şarkı nakaratı bile şöyle, birlikte söylüyorum.

"Sana bir önerim olacak hayatından miky rourke ları at.. "

???

o öyle der gibi yapınca benim böyle anlamam,
korkunç komik değil mi.

şu yoğurdu anlamlandırsak da mı.. yoksa anlamlandırmasak da mı saklasak


mikirop diyormuş.

1 Ağustos 2010 Pazar

repo man

taçını takmayı unutma,

unut gitsin,

bu dünyayı neyin ayakta tuttuğunu sanıyorsun, boynunu mesela?

kurallar..

tasmanı da..

31 Temmuz 2010 Cumartesi

bonjour beni buldu, köpeğim oldu.


Bonjour, ben ve bonjour un kuyruğu. benim kuyruğum bonjour.

Bonjour bildiğin bir köpek. labrador kırması, jack ın son anlarında yanına kıvrılmış vincent renginde. kirli kıvamında birisi.

Çok sevmemin bir nedeni de büyükanneme benzemesi. aynı büyükannem gibi bakıyor.

O nu düşünüyorum, sonra kendimi. o nun için sahibi olmam, benim için de onun peşimde köpek olması nasıl egosantrik bir olay. nasıl mahluklarız biz bonjour diye bonjour la uzun uzun sohbet etmek istiyorum, git temizlen, kendine özen göster diyorum o da kendini yalıyor şöyle bir silkinip biraz da kaşınıyor. ben ise duş alıyorum, saçım rujum derken.. rimel sürmekten bu sıcak günlerde kaçınıyor, işime gücüme bakıyorum.
o ise şu sıcak günlerde kafasını nerde su bulursa batırıp beni güldürüyor.
bonjour u eve almıyorum, bazan dokunmak istemeyip uzak duruyorum. yıkıyorum temizliyorum tarıyorum ama olmuyor temiz olamıyor. az üzülüyorum
hatırladım, o bir köpek biraz pis, aç bir köpek.

bonjour pati ver kızım :))

23 Haziran 2010 Çarşamba

ben angajman oldum

tehlikeli sularda yüzdüğüm olur,

toplumun geldiği noktaya bir bakar mısınız. toplumun geldiği nokta hiç bir zaman bir şeye de benzemedi kendimi bildim bileli. korkarım da bu hep böyle devam edecek. ben de işte oraya geldim. sandalyeye götümü koydum, müzik susar sumaz hiç acımadan rakibimi yere düşürdüm. geriledim kendi kendime konuştum. bana bişey olmaz diyip kişisel efsane bile oluşturdum.

şimdi de dualizm yapıcam işte. başka çeşit çeşit bakış açısı da geliştirmicem.

bitlis in norşin inde, bırakın norşin desinler, nasıl isterlerse öyle konuşsunlar.. kimlikleriyle gurur duyup geleneklerini törelerini, nelerini isterlerse yere göğe sığdıramasınlar.

ama bak sana ne dicem bana içli köfte hamuru oymasını öğreten değerli leçek li kürt dostum kadını: sen oralarda en az 10 çocuk doğurup, kız çocuklarını tarlada evde köle gibi çalıştırıp, çocuklarının ve benim sırtımdan geçinesin, hiç değişmeyesin diye, ben bu ülkede 1 çocuğumun geleceğini maddi manevi düşünüp karamsarlığa düşmek istemiyorum güzelim. az doğur tamam mı, senin geleceğini düşünmediğin çocuklarının geleceğini de ben düşünmek zorunda bırakılıyorum sonra.
bu ayrımcılığa da başlarım yeter artık, hele ki pozitif olanına. yok sinirlenmedim..

not: içli köfteyi eve gelince ben de yaptım ama seninki gibi olmadı, kalın oldu :(

9 Mayıs 2010 Pazar

çok inandırıcı, evet evet gerçek..

anne olmak, aşağıdaki gibi, çok güzel olunca korkunç güzel..
belki de sorgulamadan kabul ettiğim, olduğumdan emin olduğum tek şey.. o bunları içinden geldiği gibi yazınca..

"
Her şeyimsin

sen benim meleğimsin
ilkbaharda bir çiçek
yazın güneş
sonbaharda yağmurdan bir damlasın
kışın bir kar tanesin
her şeyimsin

kelebek gibi rengarenksin
çiçek gibi tatlısın
ay gibi parlaksın
gökler gibi mavisin
her şeyimsin

canım annem
bir tanem
kar tanem
şeker annem

"

29 Nisan 2010 Perşembe

“NEW ERA OF DISCOVERY, THE FUTURE OF SPACE EXPLORATION AND MY EXPERIENCES IN SPACE”


The U.S. Embassy Ankara and the Turkish-American Association present a talk on
“NEW ERA OF DISCOVERY, THE FUTURE OFSPACE EXPLORATION AND MY EXPERIENCES IN SPACE”
by DR. MARSHA S. IVINS NASA ASTRONAUT
May 3, 2010 at 7 p.m. at the Turkish-American Association

The Turkish-American Association, in cooperation with the U.S. Embassy, Ankara, will be hosting a unique talk by Dr. Marsha S. Ivins, a veteran of five space flights (STS-32 in 1990, STS-46 in 1992, STS-62 in 1994, STS-81 in 1997, and STS-98 in 2001), who has logged over 1,318 hours in space.Dr. Ivins has been employed at the Lyndon B. Johnson Space Center since July 1974, working as an engineer for orbiter displays and controls and man machine engineering, and development of the Orbiter Head-Up Display (HUD). In 1980 she was assigned as a flight engineer on the Shuttle Training Aircraft (Aircraft Operations) and a co-pilot in the NASA administrative aircraft (Gulfstream- 1). Ms. Ivins was selected in the NASA Astronaut Class of 1984 as a mission specialist.

Dr. Ivins holds a multi-engine Airline Transport Pilot License with Gulfstream-1 type rating, single engine airplane, land, sea, and glider commercial licenses, and airplane, instrument, and glider flight instructor ratings. She has logged over 7000 hours in civilian and NASA aircraft. Dr. Ivins is currently assigned to the Astronaut Office supporting the Space Shuttle, Space Station and Constellation Branches.

After a 20-minute powerpoint presentation, Dr. Ivins will be happy to answer questions. The talk will be in English and will be held at the TAA located on Cinnah Cad. 20, Kavaklıdere / Ankara. Those interested in attending the talk should complete the following form and fax it to TAA (312) 468-2538. The talk is free of charge and open to all those interested.

10 Nisan 2010 Cumartesi

Thoreau

Rather than love, than money, than fame, give me truth.

2 Nisan 2010 Cuma

keep giggling!



HAPPY EASTER!!
(her kim kutlarsa artık.. ısırsın:)

26 Mart 2010 Cuma

KL WH 950

Hikayemiz, uçsuz bucaksız amerika kırsalı türkiye topraklarından. ankara nın eryaman açıklarında bir tarlada nedense elektriksiz bir kulübede emerson misali yaşayan, 60 larında, kafası çokta basmayan, pala bıyıklı, köylü, sıradan biri, poor bekçi ve KL WH 950 jeneratör ün hikayesi.

Kulübe, tarla, kır, çayır, böcek gibi şeyler duyunca emerson ı bekçiye anlatmaya çalıştım. sonra şunu sordum kendisine "i hate quotations. tell me what you know." anlamadı ben de ilerleyen zamanlarda türkçe sordum zaten. o hala anlatmaya çalışıyor fakat jen. i anladığını hiç sanmıyorum.

O gün telefon çaldığında ne yapıyordum hatırlamıyorum. telefonun diğer ucunda ki yukarda bahsettiğim poor bekçi, uzun da sürse derdini anlatıp bizi yardıma çağırdı. işimiz hizmet, görevimiz tehlikeydi.

Jen. uslu uslu içeri yaralı girdiğinde, hepimiz, serviste herkes ama, o nu şevkatle karşıladık. küçük, nerdeyse kare, uslu, kapasiteli, potansiyeli belli bu makina ben hala aksini düşünmüyorum, kendini gerçekleştirme yolunda, mücadeleci bir makina. bir sorun var ki, sahibiyle arasındaki ezelden beri süre gelen musibet. sanırım önce ki hayatlarında çözemedikleri şeyler, kanayan yaralar, alacak verecekler var.

Bu karakterli jen. 3 aylık bir süre içinde servisimize tam 5 kere geldi ve gitti. yine burda içerde dinleniyor. bekçi "durun, bırakın uleeen.. yakayım da kurtulayım, hayatımı karartın" nidalarıyla ortalığı inletmiş, görgü şahitleri anlattı.

Birazdan jen. i altıncı sefer de yine dinleyeceğiz. fakat son servise gelme olayı gerçekten şaşırtıcı ve gülünç. poor bekçi küfür ede ede çalıştırmak için ipi çektiğinde makina yüzünde patlamış ve adam artık çok havalı bir bekçi olmuş. şimdi güneş gözlüğüyle geziyor.

Jen. i dinledim, bekçiye şunu iletmemi istedi. "jenaratör aydınlatamaz, ışıtmaz geceni. "yıldızlardır hediyem, kaldır başını her gününü gör diye""

İyi ki hava güzel, güneş parlak, gök mavi..

28 Şubat 2010 Pazar

persuit of hapiness





Her beyin tektir..

-Evrensel insan hakları beyinnamesi-


"..We hold these truths to be self-evident, that all men are created equal, that they are endowed by their creator with certain unalienable rights, that among these are life, liberty and the pursuit of happiness.--that to secure these rights, governments are instituted among men, deriving their just powers from the consent of the governed, --that whenever any form of government becomes destructive of these ends, it is the right of the people to alter or to abolish it, and to institute new government.."

-The unaminous decleration of the thirteen united states of america -


"Government" ı sen geniş düşün. otorite diye düşün, seni yöneten bir mekanizma diye düşün. seni boş bırakan boş beynin diye, gam kederle dolu kalbin diye düşün. sadece senin mi? hepsini düşün. alter it, abolish them! sonra da malum döngü.

Mutluluk peşinde dört nala koşarken önüne ister bak, ister bakma.. roaarrrr!! deeehhh!!

19 Şubat 2010 Cuma

istesekte istemesekte beraberiz yavrum!!



biliniyor şarkıların sırası bizde
biliniyor hayat bizden razıdır
otların sarardığı yerlerde güneş
kurşunun değdiği yerde heves kalmıştır

beni artık kimseler aramasın
aşkın en tabanında yattığım anlaşılmasın

korkunçtur yalnızlığımız
bir oyun oynanır oyalanırız
orman değiliz artık milli parkız

gözyaşları gizlenir idare edilir durum
istesekte istemesekte beraberiz yavrum

şimdi birçok sayfasını
atlayarak bitirdiğim şu kitabın
başından başlayabilirim de
sonsuz gözyaşların

gözyaşları gizlenir idare edilir durum
istesekte istemesekte beraberiz yavrum
korkunçtur yalnızlığımız
bir oyun oynanır oyalanırız
orman değiliz artık milli parkız..

mfö

İSMET ÖZEL

15 Şubat 2010 Pazartesi

my mans









dedim. benim adam yeni film falan çevirmiyor mu?

benim adam dedi ki. şimdi senin adam seni bir çevirecek.

ama bu bir endüstri.. :( diyebildim
:(

bu "dizelge" uzar daha..

14 Şubat 2010 Pazar

does hamlet love ophelia?




Cevabı kimse bilmiyor. hamlet.. ben.. ophelia.. hiç birimiz emin değiliz. aşkta bu zaten olasılık hesaplaşmaları. bir çeşit kuyruk kovalama heyecanı.
Kırarım ben bu aşkın pipisinin heyecanını bu sevgililer gününde. kırarım bu mutlu kalpleri..
Alırım öcünü ophelia nın.

...
“canım ophelia, beceriksizim şiir yazmakta,
içimdekini kalıba dökme sanatım yok,
ama çok, her şeyden çok seviyorum seni,
inan bana ve tanrı’ya emanet ol.
canı teninde kaldıkça sevginle yaşayacak, ''
hamlet...


Bu hamlet gerçekten can sıkıntısı, kendi iç hesaplaşmalarından da hiç bir şey anlamadım doğrusu. ophelia ya olanlar ise..


Saf sevgi, bekaret, aptallık, anlayamamak, oyuncak olmak, olmak yada olmamak, aşktan delirmek derken ben tüm olan bitenler için sadece talihsizlik diyorum kadere yeniliyorum.


Örnek çok:

Hamlet ridgid roadshow tırında belli ki içerde bir yerlerde sıkışmış. aklını kaçırmış. eline aldığı mengene ve anahtarla, "abi olur yada olmaz olmaz, kesin olur, mesele yok.." diyor.


Yada mississippi riverboat kaptanı bir denizci, gemisiyle huckleberry finn salını parçalıyor. o kadar büyük gemide, neye çarptığını bile farkedemeden yoluna devam eden kaptan, tom sawyer ı öldü sanıyor. eline aldığı tahta sal parçalarını gizleyip "olmak yada olmamak, tüm mesele gizlemek" diyor "kendimden bile.."


Kırılan dallardan suya düşen ophelia için üzülmek başka hesaplar yaptırıyor nedense, sevgili olamıyorum hamlet e.


Danimarka prensi hamlet in hikayesinde ophelia nın sırrı uyanmasıdır. uyandığında onu öldürmeyen şeyin değiştirdiği gerçeğidir. nilüferlerdir.

Ophelia, "your secret is safe.." bitch.


Ve eline nilüferlerden bir tanesini alıp şöyle dedi..


Çoktan değişti her şey
Aynı değiliz ikimiz de
Zaaflarına bir gece
Hatalarına bir nilüfer
Sevgisizliğine bir kalp verdim


ophelia..

28 Ocak 2010 Perşembe

Oo papatya yüzümün haline bak



Öyle bir kardan adam yarattım ki..

Şapkası siyah saksıdan, saçları saksıdan sarkan, sonbaharda kurumuş sarı papatya bitkisinden oldu. dediğim gibi artık papatyayla alakası yok, boynuna kadar uzanan kuru papatya saçları ise kardan adamıma tarif edemeyeceğim bir post-apocalyptic hava kattı.
Öyle bir kardan adam yarattım ki..gerçekten cool!
Boynuna Dewalt, Black&Decker sticker kaşkol takmadan edemedim, reklam kokuttu kardan adamım öfff :(:) (osuruğa gülenin osuruk kadar aklı yoktur)
Yüzünde ise şapşal bir gülümsemeyle "naber karraam!"
Not: "karrak" benim uydurduğum bir kelime hiç olmadı.

21 Ocak 2010 Perşembe

i have a dream dreaming














Sevgi bir çok sıkıntı çekiyor. biz de buna çözüm aradık. hak ve hukuk gözettik. matematikli analitik düşünce ilgilendiriyorsa eğer, benim problemim yok. ezberlerim çarpım tablosunu olur biter.

İşimi bitirip, teşekkür edip "hoşçakal" deyince "seni seviyorum abla güle güle" dedi.

Tekrar gelmem için beni sevdiğini söyleyen beni seven biri :)

Sevginin gücü "conditional love clause" olmalı, yoksa sevgi var olur muydu olurdu.

Gelelim kendimi nasıl sevdiğime. bu hala sır perdesi. belki gölde dolunayda suya yansımış, görüp nedense aşık olduğum yüzüm. belkide şekilsiz meme uçlarım.

"I believe that unarmed truth and unconditional love will have the final word in reality. That is why right, temporarily defeated, is stronger than evil triumphant."

Sorgulamalar henüz bitmedi Bay Martin Luther King Jr.